26 Haziran 2011 Pazar

Eğitimde idarecinin yeri












ÖĞRETİM PROGRAMLARINDA İDARECİNİN YERİ

Muğla Eğitim Gönüllüleri Derneği'nin 07 Mayıs 2011 tarihinde, Muğla Piri Reis İlköğretim Okulu'nda düzenlemiş olduğu "Yeni Eğitim - Öğretim Programında İdarecinin Yeri'' konulu eğitim seminerine konuşmacı olarak katılan Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Sayın Merdan TUFAN konuşmasına, "Bilgi ve teknolojide yaşanan 200 yıllık "sanayi devrimi" yerini dijital devrim de diyebileceğimiz "bilgi devrimi"ne bırakmıştır." ifadeleri ile teknolojinin gelişiminin evrelerini anlatan TUFAN, bu konuşmasını çeşitli grafik ve sunumlarla destekledi.



Tufan, "Türkiye'de eğitimde memnuniyet düzeyi isimli anket çalışmalarında 2010 yılı itibarıyla Türkiye'de 100 kişiden 46'sının eğitim çalışmalarından memnun kaldığını ve çalışmaları yeterli bulduğunu görüyoruz. Bunun dışında kalan 54 kişiden 25'i kayıtsız kalmış ama 17 ve 12'lik birimdeki insanların eğitimden memnun olmadığı görülüyor. Öncelikle bizim bunu dikkate almamız lazım. 'Ben eğitim çalışmalarından memnun değilim.' diyen insanların sesine kulak vermemiz lazım. 'Kayıtsızım' diyenleri de neden kayıtsız bıraktığımızı düşünmemiz lazım." dedi.



Seminerde, " Yeni Eğitim- Öğretim Programında İdarecinin Yeri'' konulu sunumunu yapan Tufan, eğitimcinin öncelikle teknolojik gelişmeleri bilmesi, takip etmesi ve dikkate alması gerektiğini ifade etti.



Eğitim sisteminin 3 temel esas üzerine oturduğunu ifade eden Tufan, konuşmasını şöyle sürdürdü:



"Bu üç temel esas; öğrenci, program ve öğretmendir. Öğrenci bizim her şeyimizdir. Hedef kitlemizdir. Eğer öğrenci yoksa eğitim de yok demektir. Eğitim öğretim dediğimiz olay öğrencinin üzerinde odaklanmıştır. Dolayısıyla bizim öğrenciyi çok iyi tanımamız gerekir. Sistemin ikinci ayağı öğrenciye vereceğimiz eğitim öğretim faaliyetinin bir plan ve programının olması gerekir.



Programa baktığımızda Türkiye'de Cumhuriyetin ilanından önce Osmanlı döneminde birçok program çalışması yapılmıştır. Osmanlı'nın eğitim öğretim programı da plansız programsız değildir. Bu süreçte eğitim programlarının bazen yeni baştan değiştirildiğini bazen de kısmi revizyonlar yapılmak üzere eğitime bu programlar doğrultusunda yön verilmeye çalışıldığını görürüz. Ama bunların sayısı çok fazla değildir. En son program çalışmaları 1968 ve 1982 yıllarında olmuş. 2003 yılına kadar bu programlarla eğitim öğretim faaliyetleri sürdürülmüştür.



Tufan sözlerine şu şekilde devam etti: ''Programları yenileme çalışmalarının temel dinamikleri, bilgi depolamak için değil, yeni bilgi üretmek için edinilmelidir. Eğitim bilimlerinin son verilerine göre bilgi, öznel (kişiden kişiye farklı) özellikler gösterebilir. Programda kazandırılmak istenen bazı değerler olduğunu, dayanışma, estetik, sorumluluk, yardımseverlik, duyarlılık, bilimsellik, benimseyip sahiplenme, hoşgörü, farklılıklara saygı duyma olduğunu, programlarda kazandırılmak istenen ortak becerilerin ise eleştirel düşünme becerisi, yaratıcı düşünme becerisi, iletişim becerisi, araştırma-sorgulama becerisi, problem çözme becerisi, bilgi teknolojilerini kullanma becerisi, girişimcilik becerisi, Türkçe'yi doğru, etkili ve güzel kullanma becerisi" olduğunu söyledi.



Üçüncü temel unsurun öğretmen olduğunu, öğretmensiz programın düşünülemeyeceğini, program ne kadar mükemmel olursa olsun öğretmenin inanmadığı ve benimsemediği bir programın beklenen verimi ortaya koyamayacağını, yenilenen öğretim programlarından, beklenen verimin alınabilmesi için öğretmenlerimizden her şeyden önce bir vizyon değişimi beklendiğini vurguladı. Tufan, "Öğretmen öğretimin düzenleyicisi ve kolaylaştırıcısıdır, takımın sadece lideri değil aynı zamanda bir üyesidir, çözümün sahibi değil, çözümün ortağıdır, öğrencinin ihtiyaçlarına ve durumuna bağlı konum alıcıdır. Bilgiyi veren değil, bilgiye ulaştırandır. Vizyon değişimine uğrayan öğretmen; değişimi yönetebilecek, özeleştiri yapabilecek, yaşam boyu öğrenme ilkesini benimseyecek, kendi bireysel ve mesleki gelişiminden sorumlu olacak, problem çözebilme yetisine sahip olacak, yansıtıcı düşünmeyi benimseyecektir.'' sözleriyle konuşmasına devam etti.




Tufan, "Yeni Eğitim- Öğretim Programında İdarecinin Yeri" konusunda da, okul yöneticilerini iki gruba ayırarak bunların birincisinin, "Geleneksel Yönetici'' olduğunu bunlar, tanım yapar, tarihî süreci anlatır, devraldığı ile hâli hazır durumu mukayese ederek grafiklerle başarısını ortaya koymaya çalışır, geleceğe ilişkin projeksiyonu ve projesi yoktur, ne yapması gerektiğini bilmez, ayağı yere basmayan büyük sözler sarf eder.



İkincisi ise "Yenilikçi Yönetici'' tir. Bunlar durum tespiti yapar, verileri değerlendirir, kıyaslamalar yapar, geleceği planlar, geleceğe dair projeksiyon ve projelerinden söz eder, tavsiye ve rehberliğe açık etkileşimli bir vizyon çizer, yapılması gerekenleri sıralar.



Yöneticide bulunması gereken yeterliliklerin şunlar olduğunu söyleyen Tufan; dili ve teknolojiyi bilgiye dayalı kullanma, insanlarla etkili bir şekilde iletişim kurma, okulu 21.yüzyılın değerleri doğrultusunda yönetme, olduğunu ifade etti.



Tufan, ders kitaplarının yeni programa göre yeniden hazırlandığını vurgulayarak, ilköğretim düzeyindeki öğrenciler için üçlü set adını verdikleri ders kitabı, öğrenci çalışma kitabı ve öğretmen kılavuz kitabı hazırlandığı bilgisini verdi.




Son olarak da Tufan, Sokrates 'in bir özdeyişinden alıntı yaparak, "Şimdiki çocuklar lüksü seviyor. Otoriteye kötü ve saygısız davranıyor. Yaşlılara iyi davranmıyor, gevezelik yapmayı çalışmaya tercih ediyorlar. Bugünlerde çocuklar zalimce davranıyor." Sözlerini aktardı. "Tecrübeli yöneticiden halefine üç zarf öğüdü!" hikâyesini dinleyicilerle paylaşarak konuşmasına son verdi.















ÖĞRETİM PROGRAMLARINDA İDARECİNİN YERİ

Muğla Eğitim Gönüllüleri Derneği'nin 07 Mayıs 2011 tarihinde, Muğla Piri Reis İlköğretim Okulu'nda düzenlemiş olduğu "Yeni Eğitim - Öğretim Programında İdarecinin Yeri'' konulu eğitim seminerine konuşmacı olarak katılan Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Sayın Merdan TUFAN konuşmasına, "Bilgi ve teknolojide yaşanan 200 yıllık "sanayi devrimi" yerini dijital devrim de diyebileceğimiz "bilgi devrimi"ne bırakmıştır." ifadeleri ile teknolojinin gelişiminin evrelerini anlatan TUFAN, bu konuşmasını çeşitli grafik ve sunumlarla destekledi.



Tufan, "Türkiye'de eğitimde memnuniyet düzeyi isimli anket çalışmalarında 2010 yılı itibarıyla Türkiye'de 100 kişiden 46'sının eğitim çalışmalarından memnun kaldığını ve çalışmaları yeterli bulduğunu görüyoruz. Bunun dışında kalan 54 kişiden 25'i kayıtsız kalmış ama 17 ve 12'lik birimdeki insanların eğitimden memnun olmadığı görülüyor. Öncelikle bizim bunu dikkate almamız lazım. 'Ben eğitim çalışmalarından memnun değilim.' diyen insanların sesine kulak vermemiz lazım. 'Kayıtsızım' diyenleri de neden kayıtsız bıraktığımızı düşünmemiz lazım." dedi.



Seminerde, " Yeni Eğitim- Öğretim Programında İdarecinin Yeri'' konulu sunumunu yapan Tufan, eğitimcinin öncelikle teknolojik gelişmeleri bilmesi, takip etmesi ve dikkate alması gerektiğini ifade etti.



Eğitim sisteminin 3 temel esas üzerine oturduğunu ifade eden Tufan, konuşmasını şöyle sürdürdü:



"Bu üç temel esas; öğrenci, program ve öğretmendir. Öğrenci bizim her şeyimizdir. Hedef kitlemizdir. Eğer öğrenci yoksa eğitim de yok demektir. Eğitim öğretim dediğimiz olay öğrencinin üzerinde odaklanmıştır. Dolayısıyla bizim öğrenciyi çok iyi tanımamız gerekir. Sistemin ikinci ayağı öğrenciye vereceğimiz eğitim öğretim faaliyetinin bir plan ve programının olması gerekir.



Programa baktığımızda Türkiye'de Cumhuriyetin ilanından önce Osmanlı döneminde birçok program çalışması yapılmıştır. Osmanlı'nın eğitim öğretim programı da plansız programsız değildir. Bu süreçte eğitim programlarının bazen yeni baştan değiştirildiğini bazen de kısmi revizyonlar yapılmak üzere eğitime bu programlar doğrultusunda yön verilmeye çalışıldığını görürüz. Ama bunların sayısı çok fazla değildir. En son program çalışmaları 1968 ve 1982 yıllarında olmuş. 2003 yılına kadar bu programlarla eğitim öğretim faaliyetleri sürdürülmüştür.



Tufan sözlerine şu şekilde devam etti: ''Programları yenileme çalışmalarının temel dinamikleri, bilgi depolamak için değil, yeni bilgi üretmek için edinilmelidir. Eğitim bilimlerinin son verilerine göre bilgi, öznel (kişiden kişiye farklı) özellikler gösterebilir. Programda kazandırılmak istenen bazı değerler olduğunu, dayanışma, estetik, sorumluluk, yardımseverlik, duyarlılık, bilimsellik, benimseyip sahiplenme, hoşgörü, farklılıklara saygı duyma olduğunu, programlarda kazandırılmak istenen ortak becerilerin ise eleştirel düşünme becerisi, yaratıcı düşünme becerisi, iletişim becerisi, araştırma-sorgulama becerisi, problem çözme becerisi, bilgi teknolojilerini kullanma becerisi, girişimcilik becerisi, Türkçe'yi doğru, etkili ve güzel kullanma becerisi" olduğunu söyledi.



Üçüncü temel unsurun öğretmen olduğunu, öğretmensiz programın düşünülemeyeceğini, program ne kadar mükemmel olursa olsun öğretmenin inanmadığı ve benimsemediği bir programın beklenen verimi ortaya koyamayacağını, yenilenen öğretim programlarından, beklenen verimin alınabilmesi için öğretmenlerimizden her şeyden önce bir vizyon değişimi beklendiğini vurguladı. Tufan, "Öğretmen öğretimin düzenleyicisi ve kolaylaştırıcısıdır, takımın sadece lideri değil aynı zamanda bir üyesidir, çözümün sahibi değil, çözümün ortağıdır, öğrencinin ihtiyaçlarına ve durumuna bağlı konum alıcıdır. Bilgiyi veren değil, bilgiye ulaştırandır. Vizyon değişimine uğrayan öğretmen; değişimi yönetebilecek, özeleştiri yapabilecek, yaşam boyu öğrenme ilkesini benimseyecek, kendi bireysel ve mesleki gelişiminden sorumlu olacak, problem çözebilme yetisine sahip olacak, yansıtıcı düşünmeyi benimseyecektir.'' sözleriyle konuşmasına devam etti.




Tufan, "Yeni Eğitim- Öğretim Programında İdarecinin Yeri" konusunda da, okul yöneticilerini iki gruba ayırarak bunların birincisinin, "Geleneksel Yönetici'' olduğunu bunlar, tanım yapar, tarihî süreci anlatır, devraldığı ile hâli hazır durumu mukayese ederek grafiklerle başarısını ortaya koymaya çalışır, geleceğe ilişkin projeksiyonu ve projesi yoktur, ne yapması gerektiğini bilmez, ayağı yere basmayan büyük sözler sarf eder.



İkincisi ise "Yenilikçi Yönetici'' tir. Bunlar durum tespiti yapar, verileri değerlendirir, kıyaslamalar yapar, geleceği planlar, geleceğe dair projeksiyon ve projelerinden söz eder, tavsiye ve rehberliğe açık etkileşimli bir vizyon çizer, yapılması gerekenleri sıralar.



Yöneticide bulunması gereken yeterliliklerin şunlar olduğunu söyleyen Tufan; dili ve teknolojiyi bilgiye dayalı kullanma, insanlarla etkili bir şekilde iletişim kurma, okulu 21.yüzyılın değerleri doğrultusunda yönetme, olduğunu ifade etti.



Tufan, ders kitaplarının yeni programa göre yeniden hazırlandığını vurgulayarak, ilköğretim düzeyindeki öğrenciler için üçlü set adını verdikleri ders kitabı, öğrenci çalışma kitabı ve öğretmen kılavuz kitabı hazırlandığı bilgisini verdi.




Son olarak da Tufan, Sokrates 'in bir özdeyişinden alıntı yaparak, "Şimdiki çocuklar lüksü seviyor. Otoriteye kötü ve saygısız davranıyor. Yaşlılara iyi davranmıyor, gevezelik yapmayı çalışmaya tercih ediyorlar. Bugünlerde çocuklar zalimce davranıyor." Sözlerini aktardı. "Tecrübeli yöneticiden halefine üç zarf öğüdü!" hikâyesini dinleyicilerle paylaşarak konuşmasına son verdi.



0 yorum:

Yorum Gönder